Doğu'nun Limanları - Amin MAALOUF

Amin MAALOUF
Amin MAALOUF'un Doğu'nun Limanları adlı kitabına başladığımda daha ilk sayfalarından bir merak başladı, ama diğer okuduğum polisiye-gerilim türünde ki merak değildi bu.

Gayet sakin gideceği belli olmasına rağmen ilginç bir merak uyandırmayı başarmış yazar bu kitapta. Kitap çok uzun bir roman değil bu yüzden bir çırpıda okunabilecek bir kitap, konusu ve konuyu işleyiş biçimi kesinlikle çok özgün ve her ne kadar kitabın bazı bölümlerinde pek gerçekçi gelmeyen alanlar olsa da sonuna kadar "acaba ne olacak" merakı içinde okumanızı sağlıyor.

Kitapla ilgili genel görüşüm pozitif olmasının yanında bazı bölümleri çok detaylı anlatımlardan kaçınması biraz bana garip geldi, belki detaylarla boğmaktan kaçındı ama daha detaylı anılara yer verilebilirdi diye düşünmekteyim. Sürükleyici bir roman okumak isteyenlere tavsiye edebilirim. İyi okumalar

Dünyanın Merkezine Seyahat - Jules VERNE

Jules Verne
Jules Verne'in kitaplarını her zaman beğenmişimdir. Yazarın romanları ile ilgili hep pozitif yargım vardır. Bu kitabını da geçenlerde alıp okuduğum da yargılarımın boşa olmadığını görerek kitaptan aldığım keyif katlandı :)

Dünyanın merkezine seyahat, isminden ne kadar fantastik ve kurgusal bir olay olacağı izlenimi verse de, kitabı okudukça böyle bir konuyu günlük hayat içerisinde yaşanılmış ve çok çeşitli deneyimlerle sonuca ulaşılmış bir hikaye şeklinde anlatması, olayların içeriğinde ki gerçekçi detaylar ve karakterlerin detayları çok hoş bir tat vermekte. 

Eğlenceli bir roman okumak isteyenlere tavsiye edebileceğim bir roman. İyi okumalar dilerim.

Mount & Blade - Warband Genel İnceleme

Mount Blade Warband oyun tanıtım
Mount and Blade oyununun Warband versiyonu olan bu oyun hem strateji hem de savaş içerikli bir oyundur. 

Oyuna ilk başlangıçta size yöneltilen sorular ve olmak istediğiniz millet seçenekleri ardından çeşitli özellikler ile karakteriniz oluşuyor ve oyuna başlıyorsunuz, karakterin yüz özellikleri, saç, sakal, bıyık, kıyafet gibi özelliklerini de ilk başta seçme imkanı tanıyan oyun içerisinde daha sonradan kıyafet, şapka, zırh, silah gibi ekipmanları da çeşitli yollardan elde edebiliyorsunuz. Oyun aslında iki şekilde oynanıyor, birincisi harita üzerinde at sırtında veya atınız yoksa yürüyerek ilerliyorsunuz, köyleri kasabaları şehirleri ziyaret ediyorsunuz. İkinci aşama ise karakterinizin aksiyon kamerasında oyunu görerek çeşitli kişiler ile konuşarak veya savaşarak oynanan bölümdür.

Oyun tamamen sizin seçimlerinize göre ilerlemekte, daha doğrusu oyunun akışı sizin kabul ettiğiniz görevler veya karakterinizin hangi özelliğini geliştirdiğiniz ile alakalı olarak o yönde yeni olaylar olmakta. Siz bu oyunda isterseniz bir ülke kralı olabilmek için iyi bir savaşçı olarak nam salabileceğiniz gibi, isterseniz her ülke ile bağları iyi olan bir tüccar olarak da geliştirebilmektesiniz. İsterseniz yardıma ihtiyacı olan insanlara yardım eden bir kahraman olarak halkın sevgisini de kazanabilirsiniz, veya köylere baskın yapıp yağmalayan ve köy halkının karşısında titrediği bir haydut da olabilirsiniz. 

Oyunun içerisinde ki konuşmalarda size yöneltilen sorular için size seçme şansı sunması oyunu sizin istediğiniz gibi yönlendirmenize imkan sağlamakta, iyi bir diplomat olarak sorunları çözmede isterseniz kolay yoldan para teklif edebilir, ya da karşınızdakini tehdit edip savaş çıkarabilirsiniz.

Oyunun savaş sahneleri de bilgisayarınız grafik ve işlemci özelliklerine göre daha da güzel olabilmekte, savaş ekranında kaç savaşçı olabileceği, gölgeler gibi detayları seçme imkanı sunmakta. Savaş alanında sizin karakterinize ister at üstünde kılıç kullanabileceğiniz gibi, ok atma, balta kullanma, örs kullanma veya mızrak kullanma gibi alternatifler de mevcut bunları siz karakterinizin sırt çantasına aldığınız ekipmanlar belirlemekte.

Savaşa girerken sizinle birlikte olan savaşçı askerlerinize ve paralı askerlerinize de yön verebilmektesiniz. Piyade, atlı asker, okçu asker, mızrakçı, arbaletçi gibi çok çeşitli askerler mevcut. Paralı askerli ise yanınıza belirli bir para karşılığı alıyorsunuz bazılarını da bir sıkıntıdan kurtararak yanınıza alıyorsunuz. Özelliklerini kendi istediğiniz gibi artırabildiğiniz bu paralı askerler bazen sizin komutanlık ettiğiniz birliği daha ileri noktalara taşıyabildiği gibi, bazen de birlik içinde huzursuzluk çıkarıp kavgalara neden olabilmekte. Böyle durumlarda sizin olayda suçluyu kovma veya iki tarafı tehdit edip susturma seçeneğiniz bile mevcut. 

Oyun ile ilgili çok genel bilgiler vermeye çalıştığım bu yazıyı tamamlamadan oyunun tasarımcı ve üreticilerinin Türk şirketi olduğunu ve yeni oyununda yakında çıkacağı bilgisinin yayıldığını sizlerle paylaşmak istiyorum. Oyunun bu versiyonu ile ilgili daha detaylı karakter analizleri, asker özellikleri ve savaş sahnelerini ilerleyen zamanlarda bloguma ekleyeceğim.

Zamanın kısa tarihi - Stephen Hawking

zamanın kısa tarihi
Zamanın kısa tarihi, temel lise düzeyinde fizik bilgisine sahip herkese zamanın ve evrenin oluşumunu anlatabileceği iddiasında.

Fizik konusunun üstatlarından kabul edilen Stephen Hawking in yazdığı kitabın gerçekten böyle bir iddiası var, içerisinde ki konuları ele alış ve anlatış itibarıyla tabi ki Stephen Hawking in fizik terimlerinden çok bunları günlük hayatın içinde ki kelimelerle anlatışından dolayı bu iddiasını haklı görebiliriz, kitabın içerisinde bir çok konuda kendinden eski fizikçilerden ve yaşadığı olaylardan bahsederken bir yandan da esprilerle insanı gülümseten bir kitap çıkartmış.

Kitabın magazin ayağını bir kenara bırakıp esas konusu, yani evren ve zaman, üzerine konuşmaya başlarsak böyle derin ve bir çok insanın hakkında fikir sahibi dahi olmadığı veya bir kaç filmde veya sohbette duyduğu kelimelerin esas içerikleri ve bunların oluşum süreçleri ve teorileri ile ilgili içeriğe sahip. Derin fizik konularına çok kafa yormadan genel itibarıyla okunduğunda bile insana geçmiş dönem fizik çalışmaları, teori ve kanunların oluşumu ile ilgili bilgiler veriyor.

Öncelikle fiziğin en temel teorileri ve kanunlarından yola çıkıyor, önce dünya yaşamında herkesin deneyimlediği ve bildiği orta okul ve lise de gördüğümüz yer-çekimi kanunu (kütle çekim kanunu) ile başlayıp evrenin başlangıcına (büyük patlama teorisine), solucan deliklerinden, evren-zamanın bükülmesine uzanıp, daha sonra evrenin bu kanun ve teoriler çerçevesi içinde nasıl bir yol izleyerek nelerle karşılaşıp muhtemelen nasıl ilerleyeceği ve değişeceğine dair bilimsel verilerden yola çıkan ve ciddi teorileri olan bir kitap.

Genel olarak evren, evrenin oluşumu ve zaman içerisinde ki değişim dönüşüm süreçleri, evren-zaman da ki bükülme ve sıçramalar konuları üzerine yoğunlaşmış olsa da yer yer kendi tezlerinde ki hatalarını en samimi ifadelerle yazıp tezlerini yeniden değerlendirip gözden geçirme süreçlerini de anlatmayı ihmal etmemiş üstat, kendi dışında bir çok ünlü fizik üstadının da tezleri ile ilgili bilgiler vermiş ve bu tezlerin kanunlaşma süreçlerinde ki dönemin diğer fizik üstatları, çalışanları ve öğrencileriyle nasıl etkileşimlerle yoğrulduğunu anlatmış.

Bize genel olarak fizik, evren, zaman, evren-zaman konularında bilgiler sunmasının yanında temel bilimler konularında yapılan çalışmaların süreçleri ve gelişmenin özgür düşüncelerin seviyeli tartışmaların ardından çıkabileceğini de anlatmış güzel bir kitap. Bu konulara ilgi duyan herkese alıp okumalarını veya göz gezdirip ilgilerini çeken başlıkları okumalarını tavsiye edebilirim.

Özgürlük anlayışı ve Ankara Atatürk Bulvarı

Seneler öncesinden bir konuşma geldi aklıma;
-"Bu ne böyle Ankara'nın en büyük bulvarlarından Atatürk bulvarının her iki yanı demir çitlerle kapalı. Neden şehirlerimiz hala böyle kısıtlamalı?"
-...
 
O zamanlar bu soruya herhangi bir cevap vermemiştim, zaman içerisinde Belediye Başkanı hala aynı olmasına rağmen, bu çitler Atatürk bulvarının hem yan kısımlarından hem de orta alandan kaldırıldı. Çok daha ferah bi görünüme mi sahip oldu derseniz, eh işte. Güya Ankara prangalarından kurtuldu gibi görünüyor, demir zincir çitlerden kurtuldu!
 
Peki bu demir çitler neymiş, ne işe yararmış? Bunu hergün bu bulvardan arabayla geçerken bizzat yaşayarak görüyorum. Bulvar boyunca insanlar köprü ve yaya yolunu kullanmak yerine trafiğin akışını kendilerince sezerek boş buldukları her an yola atlayarak karşıdan karşıya geçmeye çalışmaktalar. Bu da trafiğin olur olmaz yerlerde aniden yavaşlamasına veya sürücülerin ve yayaların tedirgin olmasına neden oluyor.
 
Bu demir çitler aslında insanlara nereden geçerlerse trafiği aksatmayacaklarını, nereden geçerlerse daha rahat geçeceklerini gösteriyormuş meğer(!), bizim insanımız yoldan koşa koşa geçmenin konforsuzluğunu ve tehlikesini anlaması için ya bulvarın ortasında çakmağını veya cüzdanını düşürmesi gerek sanırım, ya da geçen arabanın kornaya asılması... Gerçi bunlar olsa o vatandaş savurur bi küfür yola veya kornaya, sonra koşmaya devam...
 
Biz neden avrupa birlğine giremiyoruz veya neden medeniyet kalitemiz yükselmiyor diye düşündüğümüz zaman şunu görüyorum ki bizim ülke insanının büyük çoğunluğu hala kendi konforunu, kendi güvenliğini ve kendi yaşam kalitesini koruma ve geliştirme derdinde değil. Çoğu "kurallar çiğnenmek içindir" mantığında veya kurallardan ve kuralların koyuluş amacından bihaber.
 
Bu durum insanlarımızda ki özgürlük anlayışının ne kadar sığ olduğunu ve kuralların aslında insan ve toplum yaşamının düzenleyicileri olarak hem insan hem toplum huzurunu sağlamaya yönelik olduğunun farkındalığının azlığını ortaya koymaktadır.