Doktor Moreau'nun Adası / H.G. Wells

h.g. wells
 Doktor Moreau'nun Adası bir H.G. Wells kitabı. Gerilim ve korkunun üst seviyede olmasını beklediğim bir kitaptı. Sunuş yazısını kitabı okumadan önce okudum ve bir çok detay verildiğini gördüğüm de önce içimden "keşke bu sunuş yazısını okumasaydım", ve hatta "bu sunuş yazısını buraya niye koymuşlar ki" diye geçirmiştim. Fakat kitabı okurken gerilimi ve korku öğelerini hissetmemi azaltmadığını, aksine kitabı daha detaylı okumama yardımcı olduğunu farkettim. 

Kitap konusu ise, denizde bir kaza sonrası mahsur kalan Prendick'in çaresizlik içindeyken Doktor Moreau'nun sadık yardımcısı Montgomery tarafından kurtarılması ve onu Doktor Moreau'nun adasına götürmesi ile adada yaşanan olayların anlatılması çerçevesinde geçiyor.

Okyanusun ortasında ölümle burun burunayken kurtulduğu için çok sevinen Prendick, uyarılara rağmen ne kadar kötü olabilir ki veya neden bu uyarılar diye düşünmeye vakit bulamadan kendini adada garip yaratıkların arasında bulur, önce onların yaratık olduğunu düşünemez sadece farklı insanlar olarak algılar. Daha sonraları yaşanan olayların da etkisiyle bir gariplik olduğunu anlar ve incelemeye araştırmaya başladıkça adada yaşanan olayları öğrenir ve durumlar karmaşıklaşır. Adanın sakinleri olan Doktor Moreau, Montgomery ve Prendick dışında ki yaratıkları (yarı insan-yarı hayvan) görür tanışır konuşur kanunlarını öğrenir ve en vahşi yanlarını yaşar. 

**Spoiler**
Yaptığı çalışmalarla toplumdan dışlanan bir bilim adamı olan Doktor Moreau'nun hayvanları bayıltmadan canlı ameliyatlarla insanlaştırmaya çalışıp kendisini onların tanrısı olarak tanıtıp kurallar koyarak adada kendi dünyasını yaratmaya çalışması, ve kuralların yıkılmaması için bunları kanun olarak benimsetmeye çalışması, yaratıklar arasında ki bir kaç yaratığın içgüdüsel avlanma isteğine karşı koyamayıp kanunları çiğnemesi sonrasında kanunun belirttiği cezaların olmadığını görmesiyle kanuna uymama yönünde başlayan olayları durdurma çabasına girişen Doktor Moreau ve Montgomery'nin sonu da gene vahşice olur. Prendick ise olaylardan kurtulduğu gibi daha sonrasında bu ıssız ve vahşi adadan kurtulur.

Penguen bu diyardan uçarken

Penguen dergisi son 4 sayı çıkarıp yayınlarını sonlandıracaklarını açıkladılar. Geçen günlerde de bu sonlandırmanın sebebini biraz da detaylandırarak anlatmışlar. 

Uzun zaman önce Lombak isimli dergiyi ilk çıktığı sayıdan itibaren takip etmiş ve o sıralar L-Manyak, Leman gibi çeşitli mizah dergileri alır okurdum, hatta bazı çizgi romanların kitap olarak basılı hali hala kitaplığımdadır.

- "Tüm dünyada da basılı yayın okuma oranı düştü, biz de bundan etkilendik" demişler,

Çok doğru bir tespit olmasına rağmen, tek taraflı bakılarak ve şuan ki kararlarını desteklemek için söylenmiş bir cümle. Evet dünyada basılı yayınlara ilgi azaldı ve dergilerin bir çoğu internetten dijital abonelik veriyor ve kullanıcılar e-kitap okuyucularına satın alıp indirerek takip etmekte. 

-"Karikatürlerimiz sosyal medyada yayılıyor, ama biz like'lar kadar kazanamıyoruz"

Bu da çok haklı bir gerekçe, karikatürü üreten ve yayın sahibi bu işten geçimlerini sağladıkları için iyi bir kazanç elde edemedikleri işi devam ettirmenin bir anlamı yok. 

Peki benim de bir mizah okuyucusu olarak merak ettiğim konu şu; Siz bir fotoğraf çekip sosyal medyada paylaşılabilecek 1-2 kareden oluşan karikatürler yerine, eskiden olduğu gibi çizgi-romanlar üretseniz gene aynı sonuç mu olurdu? çizgi-romanın kitaplaşması ve kitlelere ulaşması zor mu?

"Robinson Crusoe ve Cuma" , "Kötü Kedi Şerafettin" , "Tübitak" , "Dedektif Sanlı" , ve şuan hepsini sayıp da yazıyı uzatmak istemediğim niceleri. Ben ve benim gibi bir çok insan bu çizgi-romanların yeni bölümünü almak için bir ay beklerdi. 

Hadi diyelim ki bu tarz aylık mizah dergileri de okuyucu kitlesini kaybetti, peki bu güzel çizgi-romanları üreten ve çizen o yetenekli insanlarımız; siz neden bunları kitap olarak veya dijital abonelikle devam ettirmiyorsunuz.

Ve en son olarak aklıma gelen bir diğer fikir de, bu güzel çizgi-romanları en son "Kötü Kedi Şerafettin" filminde gördüğümüz tarz da animasyon olarak görsel sanata çevrilse, ve film dışında, dünya genelinde en güzel örneklerini uzun yıllardır görmekte olduğumuz şekilde "20-40 dakikalık" dizi haline getirilse insanları sıkmadan eğlendirse çok güzel olmaz mı? Bizlerin,bu güzel ülkenin insanlarının, bu güzel eserlerden, mizahtan faydalanmaya ve gülmeye hakkı yok mu?

Penguen'in kapanma kararı kendileri için iyi şeylere yol açar umarım. Mizahtan ayrıl(a)mayacaklarından da eminim, yolları açık olsun. Mizah yapabilen, çizgi-roman kurgulayıp üretebilen ve bunları çizimleriyle bizlere ulaştıran herkesin emeğine, yüreğine, yeteneğine sağlık. Umarım yeni projelerle, yeni üretimlerle yeniden karşılaşırız.

Ben Robot / I Robot - Isaac Asimov

isaac asimov
Konusunu daha önceden duymama ve ilgimi çekmesine rağmen uzun süredir okuyamadığım bir kitaptı, en son kapak tasarımı ile dikkatimi çekti ve fırsat bulup okuyabildim. Öncelikle tam bir bilim-kurgu kitabı, zaten hem yazarı hem de kitabı daha önceden duymuş olanlar bunu bilir. Kitabın ana konusu da, tahmini hiç zor olmasa gerek, tabi ki robotlar. Robotlarla ilgili yapılmış tüm filmlerde işlenmiş temel konu robotların dünyayı ele geçireceğine ve daha sonra da insanların ihtiyaç veya isteklerini hiç önemsemeden hepsini köle gibi çalıştıracak bir dünya robot imparatorluğu olacağı ise de bu kitap işte bu nokta da çok farklı, evet konu robotlar ve robotlarla bir gelecek, ama yazar burada robot üretiminde ve geliştirilmesinde çok önemli temel felsefi yaklaşımlar ile başlatıyor olayı. Buna kendi deyimiyle "robotların 3 kuralı" diyerek açıklıyor. Bu kuralların oluşturulması ve uygulanmasının robotlarla oluşacak bir geleceğin nasıl olabileceği üzerine çok hoş okunan bir kitap olmuş. Bilim-kurgu ve teknoloji ve bu dalları kapsayan bir felsefe okumak isteyenler için kesinlikle tavsiye edebileceğim çok güzel bir eser. İyi okumalar :)



______________________________________________________________________________________

isaac asimov
I heard Isaac Asimov so many times ago, which is the best sci-fiction thinker and novelist. But i have never read any novel of him until i saw the new cover of this book, I Robot. I bought and read in very short time. Despite i was think it was a classically robot novel, before i read it, this book affected me both of the philosophy of the robot production and explanation of the future. What is the classically robot novel? It will be a worse situation on the Earth then today, the robots will have very huge power and ability, and they will dominate all the decision, and all people will be slave to robots. But in this novel, I Robot, Isaac Asimov state 3 rule for production robot, and how the Earth can be better with robots. I am very glad for read this book, and i suggest read this book, who interested the robots, the future with robot, and the philosophy of robot production. Have a good time in reading :)

Change the backups folder for iPhone, iPad or iPod

change apple backups folder
If you made backups iPhone, iPad or iPod with your Pc or Mac, I guess that you are too suffered from your internal hard disk is not enough for all backups. Last a few days ago, i try how i can back up my phone to the external hard disk. In this post, i explain how can you do this.

Firstly, if you made already backup, we should start transfer this backup. Your previously backup is already in this folder "C:\Users\(username)\AppData\Roaming\Apple Computer\MobileSync\Backup\". (Note: "username" is your account name for your computer)

I suggest that you transfer your back up folder completely to your external hard drive. After this transferring, we must delete "Backup" folder, which in "MobileSync".

Now we start the "Command Prompt" to specify the new folder of the backups. To find the "Command Prompt" you can click the search button and write only "cmd" or you can find in "Accessories" in "All Programs".

In opening black page was written now "C:\Users\(username)\", we can do this changing folder operation, but i prefer the main folder area. To reach the main folder area, we must write "cd.." 2 times separately.

In this area we must write this completely;

 mklink /J "C:\Users\(username)\AppData\Roaming\Apple Computer\MobileSync\Backup" "D:\Backup"

It is an important thing is that (username) is your account name, the other is that what is your external hard disk name. For example my external hard disk name is started with "G:/". You can check this name in your "Computer" folder.

After this operation all backups will made on your external hard disk, in addition a shortcut will be in old folder in your computer and you can see how many gb or mb is your backups in this shortcut properties. Please don't think this operation is failed, this is only a shortcut. This backups will not take up any space in your internal hard disk.

Bay Mozart Uyanıyor / Mr. Mozart Wakes Up - Eva Baronsky

Mr Mozart Wakes Up
Eva Baronsky'nin ikinci kitabı olan Bay Mozart Uyanıyor, fantastik bir hikaye romanı olan bu kitap sade anlatımının yanında şehrin betimlemeleri ve olaylar içinde ki detayları okuyucu bunaltmadan aktararak okunması kolay ve eğlenceli olmuş.

Kitap her bölümünde Mozart'ın eseriyle alakalı başlıklar seçilmesi, müzik terimlerinin roman içinde sıkça kullanılması müziğin terimsel kavramları ile ilgili bilgisi olmayan okuyuculara "bakın müziğin bu bu bu terimleri vardır, isterseniz araştırıp ne olduğunu öğrenebilirsiniz" demekte, fakat bazen kitabın başkarakteri olan Bay Mozart'ın duygularını da bu terimlerle ifade etmesi, benim gibi müzik terimlerini yakından bilmeyen biri için "yabancı dilde cümle okurken anlamını bilmediğimiz kelimenin anlamını cümleden kavramak" gibi oldu :)

Konusu Mozart'ın ölüm döşeğinden bir anda kendini farklı bir zaman diliminde ve daha genç bir halde uyanması ile başlıyor. Fantastik öyküsü bölümler ilerledikçe farklı yönlere kaydı, ilk başta merak uyandıran konular sonraları işlenmeyerek üzerine yeni farklı konular işlendi, ve hızlı bir geçişler sonrasında beklentilerimin dışında güzel bir sonla kitabı tamamladı. Okumayı düşünenlere keyifli okumalar.

______________________________________________________________________________________

"Mr. Mozart Wakes Up" is a novel from Eva Baronsky. This book is a fantastic novel and its description of the city takes the reader to there. It is very easy reading book and some part is very interesting.

Choose all of the part title about Mozart's Requiem and using the terms of music very frequently teach the reader, who did't hear ever this words or don't know the real meaning, that the music has these variable terms. In some case, the writer explain the feelings of Mozart with these terms of music and this expression is not easy to understand, who didn't know them.

The subject of this book is that Mozart was at death's door. After a short while he wake up a few century later as a young man. Some subjects was mentioned only at the beginning, then the subjects has changed very rapidly and the final is very unexpected but not bad final :) If someone want to read a simple easy reading novel, i can suggest this. Happy readings

Lontano - Jean Christophe GRANGE

Jean Christophe Grange
Uzun uzun bekletmişti bizi Grange, bayadır kitapçılarda yeni kitabını göremediğim için internetten arama yapıyordum, belki yurtdışında çıkmışsa yeni kitabı bize de çevrilip gelir diye. Sonra bir gün Lontano yu gördüğüm gibi aldım eski kitaplarına göre baya bir kalın yazmış bakalım nasıl olmuş diyerek başladım okumaya.

Eski alıştığımız tarzını korumuş tabi ki usta yazar, fakat ilk bölümlerde biraz daha yavaş bir polisiye kitap izlenimini yarattı bende, o hızlı gerilim kitapları gibi değildi. İlerledikçe polisiye kurgusu merak yaratmaya ve gün içinde daha çok okutmaya başladı. 

Kitabın ortalarından geçip de sonlarına yaklaşmaya başladığımda gerilimin dozu artarak adrenalini yükseltti ve o sayfalarda sonuca biraz önce ulaşabilmek için hem hızlı hem de en heyecanlı anlarda durup bir "şimdi n'olacak" diyip bi kaç saniye sonra kitaba devam ettim ve çok çok güzel bir roman bitti. 

Kitap bitti ama hikaye tam anlamıyla bitti mi, bitmedi. Merak içinde bırakılmış bir son ile karşı karşıyayız ve bunun devamı olacak mı acaba, yoksa bu kitabı da bu şekilde mi tamamladı düşünmekteyim. Grange'in tarzıyla yazımıyla çok beğenirim ve yeni kitabını şimdiden beklemekteyim. Okumak isteyenlere keyifli okumalar.

Sineklerin Tanrısı - William Golding

william golding
Nobel edebiyat ödülü kazanmış bir yazar olan William Golding'in en ünlü eseri olan Sineklerin Tanrısı kitabını okudum geçenlerde. Bir kaç ay önce Stephen King'in Maça Kızı adlı kitabının içinde adı geçmişti bu Sineklerin Tanrısı kitabı ve merak etmiştim. Şimdi ancak okuyabildim :)

Okumaya başladığım andan itibaren ben de  merak uyandıran bir kitap olduğu kadar kitap konusu itibariyle bana çok  yakın bildik gelmeye de başlamıştı. Konusu ıssız bir adaya düşen bir grup çocuğun adada hayatta kalma hikayelerinin etrafında geçmesi olmasına rağmen, çocukların tek tek özellikleri ve davranışları ile insanlar arasında ki farklılıklar ve en ufak bir topluluk içerisinde ki liderlerin içsel duyguları ve isteklerinin toplumu nereye götürebileceğini gösteren bir bakıma sosyolojik bir bakıma psikolojik bir kitap. Bu kitap ilk çıktığında bir çocuk romanı olarak basılmış olsa da şuan kesinlikle yetişkinlerin zevkle ve merakla okuyacakları bir kitap olduğunu düşünüyorum. 

Kitabın konusunun nereden tanıdık geldiğinden de bahsedecek olursam, tabi ki bir çok kişinin merakla izlediği LOST dizisi. LOST dizisinin ilk 2-3 sezonunun bu kadar merakla beklenerek izlenmesinin sebebi sanırım bu güzel kitabın konusuna çok benzemesi. Çok klasikleşmiş bir tabir ama sonrasında "LOST çok bozdu" :) :) :)

Mülksüzler - Ursula K. Le Guin

ursula k. le guin
Bir bilim kurgu romanı olarak yayınlandığı yıl (1975) iki büyük bilim kurgu ödülünü (Hugo ve Nebula ödülleri) birden alabilmiş önemli bir eserdir.

Yazar bu kitapta bilim kurgu olmasının yanında çok keskin bir şekilde totaliter rejimlerin kötülüğünden bahsediyor, bundan bahsederken de siyasi düşünceye bakmıyor, ister kapitalist olsun, ister sosyalist olsun her iki sisteminde totaliter olmuş yapılarının insanlara yaptığı zulmü anlatmış kitabında. Tabi bunları madde madde sıralayarak siyasi bir eleştiri kitabına da dönüştürmemiş. 

Kitap iki dünyalı bir sistemi anlatıyor, iki dünya da iki farklı yönetim biçimi uygulanıyor. Bu iki dünya savaşmadan kendi dünyalarında kendi sistemlerini sürdürürken, bir bilim insanının kendi ülkesinde ki zorlukları sıkıntıları görmesi, bilim adına yapacağı gelişmelerin bürokratik sistem engelleri ile diğer dünyaya gitmesi ve orada da yönetimin insanları nasıl ve nelerle kısıtladığı, zorladığını, yönlendirdiğini, ve her konuyu bazılarını yalanlarla, bazılarını siyasi ve diplomatik oyunlarla kendi çıkarına çevirebilen bir yapıyla karşılaşmış, ve kendi dünyası ile bu diğer dünya arasında ki farklılıkları en derin şekilde yaşayarak deneyimlemiş olmanın verdiği tecrübe ile değerlendirip kendi dünyasına ve diğer dünyada ulaşabildiklerine anlatmaya çalışmış. 

Her iki dünya da birbirinden o kadar iletişimsiz kalmış ve yönetimler birbirlerine karşı halkını öyle çok doldurmuşlar ki, halklar hem birbirlerini merak eder hem de birbirinden korkar bir vaziyette yaşamaktadırlar. Her iki dünya da diğer dünyada yaşamayı isteyip ama gitmesine izin verilmeyenler olduğu gibi, kendi dünyasının kurallarını ve yönetim biçimini tam anlamıyla içselleştirip sonuna kadar sahiplenip savunanlar da epey olduğunu aktarıyor. Yönetim sistemleri ne olursa olsun her iki yönetimin de katılaşıp totaliterleştiğinde, insan ve insani çözümler odaklı bir sistem olmaktan çıkıp, salt kuralların dayatılarak insan mutluluğunu ve yaşam refanının göz ardı edilen sistemlere dönüşebildiğini anlatıyor.

İki farklı sistem, iki farklı dünya, bir bilim adamının her ikisinde de yaşadığı zamanlar, yaşamayı hayal ettikleri, ve gerçekte yaşadıkları ile, hem eğlenceli hem de insana dünya üzerinde ki yönetim biçimlerinin insanlara hangi zamanlarda nasıl olumsuzluklar yaratabileceğinin görülebileceği çok güzel bir kitap. İyi okumalar dilerim.

______________________________________________________________________________________


Iphone ve ipad cihazlarının yedekleme klasörünü değiştirme

iphone ipad backup directory change
Iphone, ipod ve ipad cihazlarının yedeklemelerini eğer PC üzerinden yapıyorsanız, muhtemelen siz de bilgisayar harddisk'inizin çok çabuk dolduğundan müzdaripsinizdir. Bir süre önce ben de yedeklemeyi harici bellek üzerine yapmayı düşündüm. Bu yedekleme klasörünün nasıl değiştirilebileceğini sizlerle paylaşacağım.

Öncelikle daha önceden yedekleme yaptıysanız onları taşıma ile başlayalım. Bilgisayarınızda daha önce bu cihazlarınızı yedeklediyseniz bu yedekleriniz şuan  "C:\Users\(username)\AppData\Roaming\Apple Computer\MobileSync\Backup\" içinde bulunuyordur. (Not: (username) sizin bilgisayar içinde ki kullanıcı adınız, birden fazla kullanıcılı bilgisayarlarda her kullanıcının yedeği kendi klasöründe bulnur.)

Bu yedeklerinizi isterseniz öncelikle harici bellek üzerine taşıyın, benim tavsiyem "Backup" klasörünü komple taşımanız yönünde. Taşıdıktan sonra "MobileSync" içinde ki "Backup" klasörünü silmemiz gerekiyor.

Şimdi yedekleme klasörünün yeni yerini belirlemek için bilgisayarınızın "Komut İstemi" ni çalıştırın. Bu programı "Windows Başlangıç işareti"ne tıkladıktan sonra "Tüm Programlar"içinde ki "Donatılar" içinde bulabilirsiniz. Veya "Windows Başlangıç işareti"ne  tıklayıp arama bölümüne "cmd" yazarak da ulaşabilirsiniz.

Açılan siyah ekranda şuan "C:\Users\(username)\" yazmakta, işlemi burada da yapabiliriz, ama ben ana klasörde çalışmayı tercih ederim. Ana klasöre ulaşmak için, "cd.." yazarız, şuan "C:\Users\" a geldik. Aynı işlemi tekrar yapıp "cd.." yazıp "C:\" ye ulaştık.

Buraya aşağıda yazdığımı komple yazmamız gerekiyor.
 mklink /J "C:\Users\(username)\AppData\Roaming\Apple Computer\MobileSync\Backup" "D:\Backup"

Burada da dikkat edilmesi gereken konulardan birincisi (username) yerine kendi kullanıcı adınızı yazıcaksınız, ikinci ise yedeklemenin yapılmasını istediğiniz klasörün içinde bulunduğu Harici bellek ön adını doğru yazmanız, her bilgisayar da "D:\" değil. Ben yaparken "G:\" yazdım. Buna "Bilgisayarım" içinden bakabilirsiniz.

Bu işlemlerden sonra yedeklemeleriniz harici bellek üzerine yapılacak, ancak bunun bir kısayolu da eski yerinde olacak. Hatta eski yer içinde kısayol halinde görünen "Backup" klasörünün özelliklerinde yedeklemenizin kapladığı yer gözükebilir. İşe yaramadı diye düşünmeyin bu diğer alanda ki yedeklemenin kısayolu ve orda kapladığı alanı göstermekte. Bilgisayar harddiski üzerinde herhangi bir yer kaplamayacak.




Bitkili akvaryumum ve Yunus cichlid balıklarım

Yunus Cichlid Uzun süredir beslediğim tropikal cinsi balıklarım öldükten sonra bir süre hiç balık almamaya karar verip sadece akvaryum içerisinde ki iki cüce vatoz, bir çöpçü ve bir de kırmızı kuyruklu gri labio vardı. 

Bitkili akvaryumu sevdiğim için ne tür balık alsam diye düşünürken bir gün babam 10 tane minik yunus cichlid balığı getirdi. Ben genel olaral cichlid türü balıkların kayalıklar sevdiğini canlı bitkiyi ya yediğini ya da kökünde ki toprağı kazarak bitkiyi barındarmadığını okuduğum için pel cichlid düşünmeme rağmen denedik. 

Şuan 9 taneler boyları yaklaşık 2-5cm aralığına ulaştı. Ve bitkilerim de fotoğrafta görüldüğü gibi büyümeye devam ediyorlar. Balıkların yediği bazı dalları yaprkları görüyorum fakat bunlar çok az olduğu için bitkilerim büyümeye devam ediyor. 

Umarım biraz daha büyüdüklerinde de bu uyumları devam eder, çünkü bitkili akvaryumda cichlid çok hoş bir görünüm oldu.

Sanal kitap sitesinden uluslararası alışveriş sitesine - Amazon.com

amazon.com web site

1994 yılında ABD de kurulan ve ilk kurulduğunda elektronik kitap satan firma, zaman içerisinde basılı kitap, bilgisayar programları, müzik ve film cdleri satmaya başlamış, şuan da ise neredeyse içerisinde aradığınız bir çok şeyi bulabileceğiniz devasa bir alışveriş sitesine dönüşmüştür.

Bu süreçte amazon.com'un diğer alışveriş sitelerinden farkı olarak gözüme çarpanlar ise öncelikle satışı yapılan ürünlerin satıcısının kim olduğunu size gösteriyor. Ve çoğu ürünü kendisi de satıyor. Amazon.com un kendi üzerinden yaptığı satışların "orijinallik" güvencesi oluyor. Diğer satıcıların ürünlerinin bazıları kullanılmış bazıları sıfır oluyor fakat site diğer satıcıların ürünlerinin orijinalliği hakkında bize garanti veremiyor. Black Friday kampanyaları ile son yıllarda müşteri sayısını ülkemizde de bir hayli artıran site kaliteli hizmet anlamında çok başarılı.

Bu ürün çeşitliliği içerisinde kullanıcıların site üzerinde en çok dikkatini çeken ürünlerden biri tabi ki amazon un kendi üretimi olan kindle kitap okuyucuları. Kitap okuyucular da zaman içerisinde değişti tabi, ilk çıkan modellerinde ki ekran kalitesi ile şuan kullandıkları ekran çok büyük farklar içeriyor. Bu kitap okuyucuların en önemli özelliklerinden biri elektronik mürekkep teknolojisi ile sayfa size ışık saçmadan ekran üzerinde sadece yazı kısımlar bu elektronik mürekkep ile görünmekte ve bu da gözü ekran ışığı ile yormadan basılı kitap okur gibi okuyabiliyorsunuz. Kindle'ların bir önemli özelliği de kendilerine has bir uluslararası kablosuz bağlantılarının olması ve bu ağ üzerinden e-kitap indirmenize olanak sağlıyor. Kindle'lar ile ilgili daha detaylı incelemelerimi başka yazımda sizlerle paylaşacağımı şimdiden yazmak isterim.

Amazon.com'un sattığı ürünleri müşterilerine insansız hava araçları ile taşıyarak götürmek için Amerika sivil havacılık dairesine izin başvurusu yaptığını duyduğumda şirketlerin vizyonlarının her an gelişebildiğini görüyoruz ki bu şirket elektronik kitap satıcısı bir web sitesinden şuan dünyanın bir çok ülkesine satış yapan bir site olmanın yanı sıra, kendi ülkesinde ki müşterilere bu ürünleri daha az masrafla ulaştırabilmenin hesaplarını yapan ve izinler koparmaya çalışan bir şirket görmek çok sevindirici.

Aliexpress'ten yeni uygulamalar

aliexpress alışveriş sitesi
Aliexpress sitesini daha önce tanıtmıştım, kısaca bahsetmek gerekirse Alibaba.com sitesinin perakende satış sitesi olarak kurulan sitesidir. Alibaba.com da ürünleri belli bir minimum sayıda alabilirken, Aliexpress.com da 1 adet alma imkanı vermekte. 

Aldığınız ürün için itiraz hakkınız eskiden ürün için parayı ödediğiniz gün başlayarak 30 gün olarak belirlenmişti. Fakat bu itiraz hakkına getirilen süre kargoların çoğunun çin'den gönderilmesi ve çin'den giden kargoların dünya geneline 20-40 gün arasında olması hiç göz önünde bulundurulmamıştı. Çoğu kargo 30 gün içerisinde elinize ulaşmamasına rağmen itiraz hakkınızın süresinin bitmesi bir çok alıcının madur olabilmesine neden olmuştu.

Aliexpress'in şuan yeni uygulamaya koyduğu koşullar içerisinde itiraz hakkını ürünün kargoya verildiği tarihten başlayarak 60 gün olarak belirlenmiş ve ürün size geldiğinde site üzerinde ürünün size geldiğini onayladığınız tarihten itibaren de ürünün size satılırken belirtilen ürün özelliklerini karşılayıp karşılamadığını test edip onaylamanız ile ilgili de size ayrıca bir 15-30 gün ek itiraz hakkı veriyorlar.

Bu itiraz hakkı süresinin alıcıyı koruyacak yönde düzeltilmesi sitenin daha fazla kişiye hitap edeceğini düşünmekteyim.

Doğu'nun Limanları - Amin MAALOUF

Amin MAALOUF
Amin MAALOUF'un Doğu'nun Limanları adlı kitabına başladığımda daha ilk sayfalarından bir merak başladı, ama diğer okuduğum polisiye-gerilim türünde ki merak değildi bu.

Gayet sakin gideceği belli olmasına rağmen ilginç bir merak uyandırmayı başarmış yazar bu kitapta. Kitap çok uzun bir roman değil bu yüzden bir çırpıda okunabilecek bir kitap, konusu ve konuyu işleyiş biçimi kesinlikle çok özgün ve her ne kadar kitabın bazı bölümlerinde pek gerçekçi gelmeyen alanlar olsa da sonuna kadar "acaba ne olacak" merakı içinde okumanızı sağlıyor.

Kitapla ilgili genel görüşüm pozitif olmasının yanında bazı bölümleri çok detaylı anlatımlardan kaçınması biraz bana garip geldi, belki detaylarla boğmaktan kaçındı ama daha detaylı anılara yer verilebilirdi diye düşünmekteyim. Sürükleyici bir roman okumak isteyenlere tavsiye edebilirim. İyi okumalar

Dünyanın Merkezine Seyahat - Jules VERNE

Jules Verne
Jules Verne'in kitaplarını her zaman beğenmişimdir. Yazarın romanları ile ilgili hep pozitif yargım vardır. Bu kitabını da geçenlerde alıp okuduğum da yargılarımın boşa olmadığını görerek kitaptan aldığım keyif katlandı :)

Dünyanın merkezine seyahat, isminden ne kadar fantastik ve kurgusal bir olay olacağı izlenimi verse de, kitabı okudukça böyle bir konuyu günlük hayat içerisinde yaşanılmış ve çok çeşitli deneyimlerle sonuca ulaşılmış bir hikaye şeklinde anlatması, olayların içeriğinde ki gerçekçi detaylar ve karakterlerin detayları çok hoş bir tat vermekte. 

Eğlenceli bir roman okumak isteyenlere tavsiye edebileceğim bir roman. İyi okumalar dilerim.

Mount & Blade - Warband Genel İnceleme

Mount Blade Warband oyun tanıtım
Mount and Blade oyununun Warband versiyonu olan bu oyun hem strateji hem de savaş içerikli bir oyundur. 

Oyuna ilk başlangıçta size yöneltilen sorular ve olmak istediğiniz millet seçenekleri ardından çeşitli özellikler ile karakteriniz oluşuyor ve oyuna başlıyorsunuz, karakterin yüz özellikleri, saç, sakal, bıyık, kıyafet gibi özelliklerini de ilk başta seçme imkanı tanıyan oyun içerisinde daha sonradan kıyafet, şapka, zırh, silah gibi ekipmanları da çeşitli yollardan elde edebiliyorsunuz. Oyun aslında iki şekilde oynanıyor, birincisi harita üzerinde at sırtında veya atınız yoksa yürüyerek ilerliyorsunuz, köyleri kasabaları şehirleri ziyaret ediyorsunuz. İkinci aşama ise karakterinizin aksiyon kamerasında oyunu görerek çeşitli kişiler ile konuşarak veya savaşarak oynanan bölümdür.

Oyun tamamen sizin seçimlerinize göre ilerlemekte, daha doğrusu oyunun akışı sizin kabul ettiğiniz görevler veya karakterinizin hangi özelliğini geliştirdiğiniz ile alakalı olarak o yönde yeni olaylar olmakta. Siz bu oyunda isterseniz bir ülke kralı olabilmek için iyi bir savaşçı olarak nam salabileceğiniz gibi, isterseniz her ülke ile bağları iyi olan bir tüccar olarak da geliştirebilmektesiniz. İsterseniz yardıma ihtiyacı olan insanlara yardım eden bir kahraman olarak halkın sevgisini de kazanabilirsiniz, veya köylere baskın yapıp yağmalayan ve köy halkının karşısında titrediği bir haydut da olabilirsiniz. 

Oyunun içerisinde ki konuşmalarda size yöneltilen sorular için size seçme şansı sunması oyunu sizin istediğiniz gibi yönlendirmenize imkan sağlamakta, iyi bir diplomat olarak sorunları çözmede isterseniz kolay yoldan para teklif edebilir, ya da karşınızdakini tehdit edip savaş çıkarabilirsiniz.

Oyunun savaş sahneleri de bilgisayarınız grafik ve işlemci özelliklerine göre daha da güzel olabilmekte, savaş ekranında kaç savaşçı olabileceği, gölgeler gibi detayları seçme imkanı sunmakta. Savaş alanında sizin karakterinize ister at üstünde kılıç kullanabileceğiniz gibi, ok atma, balta kullanma, örs kullanma veya mızrak kullanma gibi alternatifler de mevcut bunları siz karakterinizin sırt çantasına aldığınız ekipmanlar belirlemekte.

Savaşa girerken sizinle birlikte olan savaşçı askerlerinize ve paralı askerlerinize de yön verebilmektesiniz. Piyade, atlı asker, okçu asker, mızrakçı, arbaletçi gibi çok çeşitli askerler mevcut. Paralı askerli ise yanınıza belirli bir para karşılığı alıyorsunuz bazılarını da bir sıkıntıdan kurtararak yanınıza alıyorsunuz. Özelliklerini kendi istediğiniz gibi artırabildiğiniz bu paralı askerler bazen sizin komutanlık ettiğiniz birliği daha ileri noktalara taşıyabildiği gibi, bazen de birlik içinde huzursuzluk çıkarıp kavgalara neden olabilmekte. Böyle durumlarda sizin olayda suçluyu kovma veya iki tarafı tehdit edip susturma seçeneğiniz bile mevcut. 

Oyun ile ilgili çok genel bilgiler vermeye çalıştığım bu yazıyı tamamlamadan oyunun tasarımcı ve üreticilerinin Türk şirketi olduğunu ve yeni oyununda yakında çıkacağı bilgisinin yayıldığını sizlerle paylaşmak istiyorum. Oyunun bu versiyonu ile ilgili daha detaylı karakter analizleri, asker özellikleri ve savaş sahnelerini ilerleyen zamanlarda bloguma ekleyeceğim.

Zamanın kısa tarihi - Stephen Hawking

zamanın kısa tarihi
Zamanın kısa tarihi, temel lise düzeyinde fizik bilgisine sahip herkese zamanın ve evrenin oluşumunu anlatabileceği iddiasında.

Fizik konusunun üstatlarından kabul edilen Stephen Hawking in yazdığı kitabın gerçekten böyle bir iddiası var, içerisinde ki konuları ele alış ve anlatış itibarıyla tabi ki Stephen Hawking in fizik terimlerinden çok bunları günlük hayatın içinde ki kelimelerle anlatışından dolayı bu iddiasını haklı görebiliriz, kitabın içerisinde bir çok konuda kendinden eski fizikçilerden ve yaşadığı olaylardan bahsederken bir yandan da esprilerle insanı gülümseten bir kitap çıkartmış.

Kitabın magazin ayağını bir kenara bırakıp esas konusu, yani evren ve zaman, üzerine konuşmaya başlarsak böyle derin ve bir çok insanın hakkında fikir sahibi dahi olmadığı veya bir kaç filmde veya sohbette duyduğu kelimelerin esas içerikleri ve bunların oluşum süreçleri ve teorileri ile ilgili içeriğe sahip. Derin fizik konularına çok kafa yormadan genel itibarıyla okunduğunda bile insana geçmiş dönem fizik çalışmaları, teori ve kanunların oluşumu ile ilgili bilgiler veriyor.

Öncelikle fiziğin en temel teorileri ve kanunlarından yola çıkıyor, önce dünya yaşamında herkesin deneyimlediği ve bildiği orta okul ve lise de gördüğümüz yer-çekimi kanunu (kütle çekim kanunu) ile başlayıp evrenin başlangıcına (büyük patlama teorisine), solucan deliklerinden, evren-zamanın bükülmesine uzanıp, daha sonra evrenin bu kanun ve teoriler çerçevesi içinde nasıl bir yol izleyerek nelerle karşılaşıp muhtemelen nasıl ilerleyeceği ve değişeceğine dair bilimsel verilerden yola çıkan ve ciddi teorileri olan bir kitap.

Genel olarak evren, evrenin oluşumu ve zaman içerisinde ki değişim dönüşüm süreçleri, evren-zaman da ki bükülme ve sıçramalar konuları üzerine yoğunlaşmış olsa da yer yer kendi tezlerinde ki hatalarını en samimi ifadelerle yazıp tezlerini yeniden değerlendirip gözden geçirme süreçlerini de anlatmayı ihmal etmemiş üstat, kendi dışında bir çok ünlü fizik üstadının da tezleri ile ilgili bilgiler vermiş ve bu tezlerin kanunlaşma süreçlerinde ki dönemin diğer fizik üstatları, çalışanları ve öğrencileriyle nasıl etkileşimlerle yoğrulduğunu anlatmış.

Bize genel olarak fizik, evren, zaman, evren-zaman konularında bilgiler sunmasının yanında temel bilimler konularında yapılan çalışmaların süreçleri ve gelişmenin özgür düşüncelerin seviyeli tartışmaların ardından çıkabileceğini de anlatmış güzel bir kitap. Bu konulara ilgi duyan herkese alıp okumalarını veya göz gezdirip ilgilerini çeken başlıkları okumalarını tavsiye edebilirim.

Özgürlük anlayışı ve Ankara Atatürk Bulvarı

Seneler öncesinden bir konuşma geldi aklıma;
-"Bu ne böyle Ankara'nın en büyük bulvarlarından Atatürk bulvarının her iki yanı demir çitlerle kapalı. Neden şehirlerimiz hala böyle kısıtlamalı?"
-...
 
O zamanlar bu soruya herhangi bir cevap vermemiştim, zaman içerisinde Belediye Başkanı hala aynı olmasına rağmen, bu çitler Atatürk bulvarının hem yan kısımlarından hem de orta alandan kaldırıldı. Çok daha ferah bi görünüme mi sahip oldu derseniz, eh işte. Güya Ankara prangalarından kurtuldu gibi görünüyor, demir zincir çitlerden kurtuldu!
 
Peki bu demir çitler neymiş, ne işe yararmış? Bunu hergün bu bulvardan arabayla geçerken bizzat yaşayarak görüyorum. Bulvar boyunca insanlar köprü ve yaya yolunu kullanmak yerine trafiğin akışını kendilerince sezerek boş buldukları her an yola atlayarak karşıdan karşıya geçmeye çalışmaktalar. Bu da trafiğin olur olmaz yerlerde aniden yavaşlamasına veya sürücülerin ve yayaların tedirgin olmasına neden oluyor.
 
Bu demir çitler aslında insanlara nereden geçerlerse trafiği aksatmayacaklarını, nereden geçerlerse daha rahat geçeceklerini gösteriyormuş meğer(!), bizim insanımız yoldan koşa koşa geçmenin konforsuzluğunu ve tehlikesini anlaması için ya bulvarın ortasında çakmağını veya cüzdanını düşürmesi gerek sanırım, ya da geçen arabanın kornaya asılması... Gerçi bunlar olsa o vatandaş savurur bi küfür yola veya kornaya, sonra koşmaya devam...
 
Biz neden avrupa birlğine giremiyoruz veya neden medeniyet kalitemiz yükselmiyor diye düşündüğümüz zaman şunu görüyorum ki bizim ülke insanının büyük çoğunluğu hala kendi konforunu, kendi güvenliğini ve kendi yaşam kalitesini koruma ve geliştirme derdinde değil. Çoğu "kurallar çiğnenmek içindir" mantığında veya kurallardan ve kuralların koyuluş amacından bihaber.
 
Bu durum insanlarımızda ki özgürlük anlayışının ne kadar sığ olduğunu ve kuralların aslında insan ve toplum yaşamının düzenleyicileri olarak hem insan hem toplum huzurunu sağlamaya yönelik olduğunun farkındalığının azlığını ortaya koymaktadır.
 

Fifa 15 - İnceleme Yorumlarım

fifa 15 feel the game oyun tanıtım
Pc ve oyun konsollarında futbol oyunu meraklılarının kesinlikle oynadığı oyunlardan biridir bu Fifa, hatta bu tür oyunları hiç sevmeyenlerin bile adını bildiği bir oyundur. Neden mi çünkü gerçekten çok popüler, popülerliği de boş değil gerçekten kendini özellikle son bir kaç yılda çok geliştirdi. Şimdi hangi açılardan nasıl gelişmeler yaşanmış, daha doğrusu ben bu oyunu oynarken hangi gelişmeleri farketmişim bunları anlatacağım.


Bir kaç sene önce EA Sports Fifa oyunları için oyun motoru tasarımcılarını kendi şirketlerine almıştı. Bu kişiler ciddi profesyonelce çalışarak adım adım oyunu geliştirip futbol oynayan insanların, topun, sahanın hareketlere nasıl tepkiler vereceğini detaylandırma işlemlerini süreç içerisinde geliştirmekteler. 

Oyunda gördüğümüz yeniliklerden ilki oyuncu motorlarıydı, bu halen geliştirilme aşamasında olmasına rağmen oyuncuya gelen pası karşılaması, ayağındaki topu çok ters bir noktaya pas atmasını istediğimizde topun çok kötü çok hızlı veya çok yavaş gitmesi, topu sürerken ani dönüşlerde yavaşlama veya top ters ayakta iken pas orta veya şut atarken topun dağlara taşlara gitmesi oyuncuların bireysel özelliklerine göre çalım atabilme kapasitelerinin farklı olması, bir oyuncu ile koşarak gitme gibi saçmalıklarının olmamasının yanında, Cristiano Ronaldo ve Lionel Messi gibi gerçek hayatta da çok hızlı, top ayağına yapışan ve iyi çalım atan özellikli oyunculardan da top çalmanın bir hayli zor olması oyunun gerçekçiliğinin arttığını gösteren hususlar olarak göze çarpıyor.

Fifa 15 in sloganı olan "Feel The Game" (Türkçesi: "Oyunu Hisset") ise oyuna bu sene yeni eklenen duygu motorunu bize fısıldıyor. Oyunu oynarken bunu daha iyi anlıyorsunuz, takımınız maça erken bir golle başlarsa karşı takımın gardının düşmesini, sizin futbolcuların daha isabetli pas ve şut attığını görebiliyorsunuz. Geride olan takımın tam saha pres ile durumu tersine çevirmeye çalışmasını, eğer bunda başarılı olur da durumu beraberliğe taşırsa o zaman moral motivasyon artısının karşı takımda olduğunu, sizin takımın biraz düşüp oyunun kontrolünün karşı takıma geçtiğini hissediyorsunuz. 

Herhangi bir maçta 2den fazla fark olması durumunda ise maçın iyice koptuğunu, karşı takım oyuncularının "bitse de gitsek" hislerini yaşıyorsunuz. Dişe diş geçen mücadelelerde son dakikalardaki hırsı, ataklarda ki motivasyonu ise sanki siz de sahadaymışsınız gibi yaşatan bu yeni duygu motoru başarılı olmuşa benziyor. 

Oyunun şuan için eksik tarafları yok mu, tabi ki var ama bu şekilde her sene yeni çıkartılan oyunda biraz daha ciddi gelişmeler görmek güzel. Oyunun içinde ki menülerde ki yenilikleri özellikle Ultımate Team ile ilgili detayları ve izlenimlerimi ilerleyen zamanda paylaşacağım.

Agatha Christie'den 4 kitap

on küçük zenci, bağdata geldiler, cinayetler kulübü, esrarengiz sanık
Agatha Christie, cinayet romanlarının unutulmayacak yazarlarının başında gelir, üslubundaki sadelik ve cinayetleri çok fazla tasvir edip öne çıkarmak yerine olaylarda ki ince ayrıntılarla ve zeka oyunları ile okuyucuyu eğlendiren ve meraklandıran kitaplar yazmıştır kendisi. 
İlk okuduğum kitabı "Bağdata Geldiler" başlangıcından bir roman havası izlenimiyle çok hızlı aksiyonla başlamaması benim gibi bir Polisiye-Gerilim-Aksiyon kitapları seven biri pek açmamasına rağmen kitabın ilerleyişi ve sonu idare eder bir havada sonlandı.


Ardından iki kitabını daha alarak bu ünlü yazar hakkında daha detaylı fikir sahibi olmak istedim. Okudum bu iki kitap "Cinayetler Kulübü" ve "Esrarengiz Sanık" kitapları ilk okuduğum romana göre daha sürükleyici, içinde biraz daha gizem barındırması ve okuyucuyu kitap kahramanları ile birlikte olaylar hakkında fikir yürütmeye sevk edici tarzı ile biraz daha beğenimi almışlardı.

En yakın zamanda aldığım "On Küçük Zenci" kitabı ise ilk kitapta edindiğim düz roman havasını ve belki de yazarın kitaplarına karşı hissetmeye başladığım biraz sıkıcılık hislerini tamamıyla ortadan kaldırmıştır. Kitabın ilk sayfasından bitene kadar tam anlamıyla macera, merak ve biraz da gerilim dolu olması, kitabın bölümleri arasında çeşitli tahminlerde bulunmanız fakat sonuçlardan emin olamamanız, kitabı bir çırpıda okumanızı sağlıyor. Yeni kitaplarını alma konusunda kesinlikle insanı teşvik eden bir kitaptır bu kesinlikle.

Eğer serüveni az, koşuşturması olmayan, fakat zeka oyunları ile sizi düşündüren, tahminler yürütmenizi ve olaylardaki seçenekleri değerlendirmenizi sağlayacak, çok fazla korku gerilim ögeleri olmayan ve cinayet tasvirlerinden midenizi bulandırmayacak polisiye roman arıyorsanız, Agatha Christie kitaplarından biri seçerek başlayabilirsiniz.

İyi Eğlenceler :)

Akvaryum Halleri - 2

Akvaryumu tropikal balıklar ve bitkili yapmak isterken dikkat edilmesi gereken şeyleri her geçen gün öğreniyorum. Mesela bitkilerin iyi oldukları bölgelerde tutmak, pek bölgelerini değiştirmemek çok önemli, bunun yanında ışığın yaydığı ışık derecesi ve ışığın gün içerisinde açık kaldığı süre ve saati bile önemliymiş. Bunların hepsini maalesef amazon bitkilerinin yapraklarının azalıp sararması sonucu öğrenmek zorunda kaldım. ama yeni yapraklar çıkmaya başladığı için eski günlerine döneceğine inanıyorum :) Akvaryuma yeni eklediğim anubiasların da 5 yeni yaprak açması su içerisindeki minerallerin yeterli olduğunun bir göstergesi. Uzun sürede büyüyen bir cins olan anubiaslar, sert yapraklı ve dayanıklı bitkilerdendir. Görsel açıdan da akvaryuma güzel bir hava kattıkları için tercih ettiğim bitkilerin dayanıklı ve balıklar tarafından da sevilmesi benim için önemli.

Akvaryumumdaki bir diğer gelişme ise cüce vatozlar için aldığım yeni yuvaları, akvaryumda genelde gölge alanlarda durmayı seven vatoz cinsi balıklar için mağara tipi aksesuarları almaya çalışıyorum, geçenlerde okuduğum bir yazı sonrası yandaki resimde en sağ köşede göreceğiniz çömlekten yapılmış minik vazoyu aldım. Tek açıklığı olan bir vazo ve ağzının küçük olması, cüce vatoz balıklarının kendilerini güvende hissedecekleri, bu alanı yuva olarak belirleyerek içerisine başka balığın girmesine izin vermediklerini öğrendim. Doğal ortamlarından uzaklaştırdığımız balıklara, kendilerini güvende hissedecekleri ve sağlıklı yaşam koşulları sağlamak biz akvaryum sevenlerin yapması gereken şeyler olmalı diye düşünmekteyim. Bu arada geçen yazıda paylaştığım moli yavruları büyüyerek artık erişkin boya ulaştılar. Renkleri ise tam beyaz, tam siyah, sarı üzerine siyah ve beyaz noktalar olmak şeklinde bütün moli kardeşler birbirinden farklı renkteler :)